Slider

meslekhastalığıwebinar 1024x465 - "BİZE VERİLEN KADROYLA TAŞERONLUK ARASINDA PEK FARK YOK!"

“BİZE VERİLEN KADROYLA TAŞERONLUK ARASINDA PEK FARK YOK!”

“Toplumsal Cinsiyet Eşitliğinin Sağlık Alanındaki İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Uygulamalarında Yaygınlaştırılması” adlı proje kapsamında altıncı semineri düzenledik ve temizlik görevlisi Nurşen Gören’i ağırladık.

17 yıldır Çapa Tıp Fakültesinde temizlik görevlisi olarak çalışan Nurşen Gören’in konuşması sırasında dikkat çektiği noktalar şunlar oldu:

COVID-19 sürecinde farklı farklı bölümlerde çalışmak durumunda kaldım. Mesleki astımım olduğu için sürekli maske kullanımı benim için zor oldu. COVID-19 belirtisi olan sorunlar fark ettiğimde test yaptırmak istedim, doktor “Bu belirtiler test yapmayı gerektirmiyor.” gibi bir cevap verdi. Bir süre sonra test yaptırabilmek için yaşadığım sağlık sorunlarını abartarak söylemem gerekti yoksa test yaptıramayacaktım.

Maske ve bone yetersiz kaldı. Başlarda maskeyi ben temin ettim, 3-4 tane çantama koyup günü öyle geçirmeye çalıştım. Malzemelerin eksik olduğu, idare etmemiz söylendi. Ancak eksik olanla idare edilmiyor. Şu an ise bir malzeme eksikliği yaşamıyorum.

Taşeronun da sendikanın da ne olduğunu bilmiyordum. Sonradan öğrendim ve sendikalı oldum. Taşeronluğa ve işten atılmalara karşı büyük bir grev yaptık. 2018’de gelen kadroya çok sevindik, “Taşeronluktan kurtuluyoruz.” dedik ama sürekli haklarımızın gasp edildiği taşeronluktan sonra şu anki kadro, neredeyse taşeronluğu aratıyor. Örneğin, asgari ücrete zam geliyor ama bu bizim maaşlarımıza yansımıyor çünkü “Siz, zaten asgari ücretin yüzde 30 fazlasını alıyorsunuz.” diyorlar. Oysa ki biz o yüzde 30’u mücadeleyle kazandık, kimse bize durup dururken o paraları vermedi. Yol paramızı, yemek paramızı kesmeye çalıştılar, baskı yaptılar, davalar açıldı. Biz uğraşıp kazandık. Şu an bize verilen kadroyla taşeronluk arasında pek fark yok, ben bu kadroya devlet taşeronu diyorum.

Sendikalı olma zorunluluğumuz var ama o sendikanın dışına çıkamıyoruz. Sendikalar işçiyi savunamaz hale geldi, işçiyi düşünen yok!

Hastanede temizlik görevlisi olmak, tıbbi atıklar sebebiyle başka yerlerde temizlik görevlisi olmaktan daha farklı. Tıbbi atıklar, evsel atıklar çöpüne atılabiliyor; hastanın enfeksiyon hastalığı olup olmadığı sonradan anlaşılabiliyor. O yüzden meslek hastalıkları ve iş kazası ihtimali artıyor.

İlk başlarda iş güvenliğine dair eğitim verilmiyordu ama sonradan birkaç doktor gönüllü olarak eğitim vermeye başladı. 2010 yılından sonra ise eğitimler daha sistemli ve düzgün veriliyor diyebilirim.

Acil serviste çalışırken maruz kaldığım kimyasallar sebebiyle akciğerimde bozulmalar oldu, fark etmemiştim ama akciğerimden yıllarca tedavi gördüm. Sonrasında akciğerimde lekeler olduğu gözlendi ve bunun mesleki astım olduğu söylendi. Yer değişikliği istemeyi düşündüm ama hastanenin, kanunen buna hakkı olmasa da, beni işten çıkartabileceğini düşünerek bu raporu hastane yönetimine göstermedim. Ayrıca dizlerimde venöz başlangıcı var, fibromiyalji hastalığım var. Bu hastalık meslek hastalığı olarak değerlendirilmiyormuş ama biliyorum ki bunun sebebi de çalışma ortamındaki baskı.

Sözlü tacizlere maruz kalıyoruz. Bu tacizler sadece sokakla sınırlı değil, ev sahibi tarafından da bu tacizler olabiliyor, iş yerinde de sürüyor. İş yerinde başınıza böyle bir durum gelince, işten atılma korkusu da yaşıyorsunuz. Benim başıma geldi, iş arkadaşım şikayetçi olmamamı önerdi. Yer değişikliği yapıldı, hala düşündükçe “Bir şey yapamadım.” diye içim içimi yiyor.

Webinara şuradan ulaşabilirsiniz.

1334 gösterim

Yorum Yapın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

MESLEK HASTALIKLARI NEDİR? Meslek hastalığı; işçinin çalıştığı veya yaptığı iş şartları nedeniyle ortaya çıkan geçici veya sürekli hastalık, bedensel veya ruhsal rahatsızlık halidir.