Slider

silikozis7 - ÇİNE YAŞAM PLATFORMU: SİLİKOZİSLE MÜCADELE İÇİN DAYANIŞMAYA!

ÇİNE YAŞAM PLATFORMU: SİLİKOZİSLE MÜCADELE İÇİN DAYANIŞMAYA!

AYÇEP, EGEÇEP ve Ekoloji Birliği üyesi Ahmet Uslu ile Çine Yaşam Platformunu, platformun kuruluşunu gerekli kılan Çine’deki maden işletmelerini ve işçilerin çalışma koşullarını konuştuk. Uslu’nun belirttiğine göre, Çine’deki madenlerde 3000-3500 işçi çalışıyor. “Hepsi silikozis adayı!” Öldürücü bir meslek hastalığı olan silikozisin önlenebilir olduğuna dikkat çeken Uslu, platformun maden işçilerinin sesini duyurma amacı olduğunu belirtiyor.

Çine Yaşam Platformu’nun kurulma sürecinden bahseder misiniz?

Ahmet Uslu: Platformun kurulması, işçilerin silikozis hastası olması ve işten çıkartılmaları ile yakından ilişkili aslında. Madende çalışan işçiler, yedi yıl çalıştıktan sonra silikozis hastası oluyorlar, en fazla çalışan işçi on yıl kadar çalışabiliyor. İşveren de işçilerin hasta olacaklarını biliyor. Bu yüzden yedi sekiz sene sonra çeşitli bahanelerle işçileri işten çıkartıyor. Örneğin, “Çavuşunuza karşı gelmişsiniz.” ya da “Disiplini bozmuşsunuz.” gibi gerekçelere sığınıyor. Bu böyle sürüp gidiyor. Bizim bu sürece dahil olmamız topluca işten çıkartılan 18 işçinin bize ulaşmasıyla oldu. “Abi, biz işten çıkartıldık, kontrole gidelim, doktor bulalım.” dediler. Ben de 9 Eylül Üniversitesi Meslek Hastalıkları bölümüne, oranın bölüm başkanı olan Arif Çımrın hocaya ulaştım. İşçileri ona yönlendirdik, hepsi silikozis hastası çıktılar. Tabii, işten çıkartılma sebepleri bu hastalık. Biz 40- 50 kadar işçinin silikozisten öldüğüne dair duyumlar alıyorduk, bu alınan sonuçla birlikte doğru düzgün öğrenmiş olduk. Bu konuyla ilgili bilgimiz de artınca bu soruna yönelik olarak, Çine Yaşam Platformu’nu kuralım ve bu sorunu dillendirelim, sesimizi duyuralım istedik. Öncesinde de platform kurma niyetimiz vardı ama böyle bir durumun varlığı, platformun amaçlarını da genişletmiş oldu.

“Platformun amaçları” dediniz. Buradan devam edelim. Ekoloji ve emek mücadelesinin iç içe geçtiğini görüyoruz. Platform için ekolojiyi emek mücadelesiyle birlikte belirgin kılan sebeplere dair bir şeyler söylemek ister misiniz?

Ahmet Uslu: Çine, Karpuzlu ve Yatağan’ın arasında kalan bir bölge. Bölgede insan elinin değmesine gerek kalmaksızın yetişen zeytin ağaçları vardır, suları temizdir, Türkiye’nin en kaliteli suları sıralamasında, bölgenin suları 11. sıradadır. Bizim açımızdan verimli toprak alanlarının, zeytinlerin, ormanların, temiz su kaynaklarının korunması bir tek çevrecilerin meselesi değil, yurttaşlık görevidir. İnsanlarla ilişkilerimizde de çalışmalarımızda hep bu yaklaşımı benimsiyoruz. Bu yönüyle çevre bizim diğer mücadele alanımız. Ancak maden ocaklarının zararları bir tek çevreye değil. Hem zeytinlikleri hem içme sularını katleden madenlerin ocaklarında ve tesislerinde çalışan işçiler var. Bu işçilerin sayısı 3000- 3500 civarındadır. Bakın burası çok önemli, bunların tamamı silikozis adayı! Bu bir katliam. Nasıl doğa katliamından bahsediyorsak, bu da insan katliamı.

Bu süreçte işçilerle kurduğunuz yakın ilişkiden hareketle soruyorum: İşçilerin çalışma koşullarıyla ilgili gözlemleriniz neler?

Ahmet Uslu: İşin içine girince biz de daha detaylı bilgi sahibi olduk tabii. İşçilerden öğrendiğimiz, çalıştıkları dönem içerisinde 6 aylık periyotlarla akciğer filmi çekildiği ama bunların sonucundan işçilerin haberdar edilmediği ve “Temizsin.” denilerek çalıştırılmaya devam edildiği şeklinde. Maske kullanımı hakkında ise şunu diyebiliriz ki, maden tozunu önleyebilecek maske kesinlikle var ama işveren o maskeyi vermiyor. Bu iş için uygun maskeler iki bin lira kadarmış. İşveren paradan tasarruf ettiğinden işçilere boyacı maskesi veriyor. Bunlar hepten tehlikeli çünkü tozu içeri alıyor ama dışarı bırakmıyor, tutuyor tozu. İşçilerin esas kullanması gereken maske ise işçinin cep telefonunun şarj aletine benzeyen bir şeyi beline takarak kullandığı bir maskeymiş. Bu, fiyatı iki bin lira kadar olan maske diye bahsettiğim. İşveren işçinin hayatının iki bin lira etmediğini düşünüyor herhalde ki bu maskeyi almaya gerek görmüyor.  İnsanı öfkelendiren şeylerin başında da bu geliyor aslında. Bu çağda silikozis önlenebilir mi, pekâlâ önlenebilir. Toz emici fanlar kurulabilir, sulu sistemde madencilik yapılabilir, İtalya’da varmış böyle bir sistem, onu öğrendik, gerekli koruyucu aletler işçilere sağlanabilir. İstedikten sonra her türlü önlemi alırlar yani. Ama paradan tasarruf edecekler diye göz göre göre işçileri ölümcül bir hastalığın kucağına atıyorlar.

turkeymining 03a 300x129 - ÇİNE YAŞAM PLATFORMU: SİLİKOZİSLE MÜCADELE İÇİN DAYANIŞMAYA!

Bahsettikleriniz hangi firmalar?

 Ahmet Uslu: Eczacıbaşı Esan, Polat Maden, Eysim, dünyaca ünlü Sibelco. İsrailli küçük çaplı firmalar da var, Kaltun Madencilik var. 20 küsur tane şirket bahsettiğim. Önleyebilecekleri bir hastalığı önlememek, işçiye karşı bu kadar vurdumduymaz olmak… Burada olan büyük şirketlerin büyük bir ayıbı bu.

Maden ocaklarındaki çalışma koşulları için neler söyleyebilirsiniz?

Ahmet Uslu: Ocaklarda çalışanların durumu da keza yine aynı. Dinamit patlamasından ayakları, kolları kopanlar var çünkü denetimsiz dinamit kullanıyorlar. Devletin izin verdiği ölçekte değil, çok sayıda dinamiti bir anda patlatıyorlar. Bir anda patlatıldığı için de deprem etkisi yaratıyor. Öyle ki köylerin sallandığı oluyor. Örneğin Develiler Mahallesi’ne yeni gittim, gezdim. Burada evlerin duvarları çatlamış, onları gösterdiler bana. Patlamalar yer altı çatlamaları oluşturmuş ve yer altı suları başka yönlere doğru kaymış. Bunlar bilimciler tarafından incelenmesi gereken şeyler ama burada maden patronları bizim yaptığımız konferansı bile engellemeye çalıştılar. Gerisini siz düşünün!

Biraz daha açıklar mısınız?

Ahmet Uslu: Konferansın olduğu gün, Çine’nin muhtarlarını, memurlarını, Belediye Başkanı’nı başka bir yere davet edip ziyafet verdiler, plaket dağıttılar. Amacı belliydi: Basın bizim konferansımıza ilgi göstermesin, davet edilen kişiler bizim toplantımıza katılmasın diye provoke ettiler.  Afişlerimizi yırtma girişiminde bulundular ama biz buna rağmen konferansı başarıyla tamamladık.

Platformda halihazırda çalışmaya devam eden işçiler var mı?

Ahmet Uslu: Bizim aramızda olanlar işten atılan işçiler çünkü çalışan işçiler bizimle birlikte görüldüğü zaman işten çıkartılıyorlar. Burada biz tehlikeli görünen bir unsur haline geldik. Bu süreçte tehditlerde aldık. Maden patronları tarafından değil ama ne derler onlara! Bunların kapılarına kul köle olmuşlardan! Hakaretlere uğradık, tehditlere maruz kaldık. Bu sebeple çalışan işçilerle gizli görüşüyoruz. Bu sadece işçilerin tercihi değil, biz de buna dikkat ediyoruz çünkü işten atılan işçiye yeni bir iş imkânı yaratma gibi bir durumumuz yok, malum! Biz kendimiz söylüyoruz “Bize fazla yaklaşmayın, biz size telefon açarız.” diye. Diğer taraftan Çine’de sendika faaliyetleri gelişsin diye de uğraştık. DİSK ile iletişime geçmiştik, sonradan maden işçileri için Genel Maden İş ile görüşmemiz gerektiğini öğrendik, yetkili sendika oymuş.

Sendika faaliyetlerinde olumlu bir ilerleme var mı, peki?

Ahmet Uslu: Firmaların birinde, Polat Madencilikte tam olarak örgütlendiler. Diğer firmalarda kaç işçinin örgütlendiği ile ilgili ile sayı vermeyeyim çünkü örgütlenen işçi sayısının bilindiği durumda işverenin işçilerin üzerindeki baskıyı artabiliyor. Ancak oralarda da çalışmaların sürdüğünü söyleyebilirim.

 

 

1718 gösterim

Bir yorum

  1. Sayın İlgili;
    Çine Yaşam Platformu’nun bir etkinliği nedeniyle gittiğim Çine’de silikosis hastası işçi arkadaşları gördüm; sorunun ne denli büyük bir dram olduğunun ayırdına vardım, dünyam karardı; buna karşılık bu sorundan haberim bile olmaması nedeniyle kendimi fena halde kınadım. Yazık, çok yazık ! Ne yazık ki elimden hiçbir şey gelmiyor. İyi ki Sayın Ahm Uslu ve arkadaşları var; onlara içten minnetlerimi sunuyorum.
    Büyük üzüntülerime.

Yorum Yapın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

MESLEK HASTALIKLARI NEDİR? Meslek hastalığı; işçinin çalıştığı veya yaptığı iş şartları nedeniyle ortaya çıkan geçici veya sürekli hastalık, bedensel veya ruhsal rahatsızlık halidir.