Slider

temizgiysi webinar 1024x506 - "GÜVENCESİZ ÇALIŞMAK, SİSTEMİN EN BÜYÜK ZORLUKLARINDAN BİRİ!"

“GÜVENCESİZ ÇALIŞMAK, SİSTEMİN EN BÜYÜK ZORLUKLARINDAN BİRİ!”

“Toplumsal Cinsiyet Eşitliğinin Sağlık Alanındaki İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Uygulamalarında Yaygınlaştırılması” adlı proje kapsamında düzenlediğimiz seminerlerin beşincisinde Laborant Güneş Cengiz konuğumuz oldu.

Güneş Cengiz’in konuşmasında öne çıkan açıklamaları şu başlıklar altında toplayabiliriz:

Sağlık Alanında Taşeronluk

Güvencesiz çalışmak sistemin en büyük zorluklarından biri. Sağlık alanında da 2010 yılından bu yana birçok hizmetin taşeronlara verildiğini görüyoruz. İlk olarak yemek, temizlik, güvenlik işleri taşeronlara verilmeye başlanmıştı. Sonrasında hemşire, laborant ve teknisyen arkadaşlarımız da taşeron şirketler aracılığıyla çalışmaya başladı. Neredeyse doktorlar dışında bütün sağlık çalışanları bu şekilde istihdam edilebiliyor. Örneğin, radyoloji, laboratuvar ve fizik-tedavi hizmetleri de taşeron firmalara veriliyor.

Taşeronluk sistemi içinde hak kayıpları yaşanıyor. Karşılaştığımız bu hak kayıplarının artması ve iş kanunundan gelen haklarımızın verilmediğini gördükten sonra Taşeron İşçileri Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği‘ni kurduk. O dönemde hastane içindeki örgütlülüğün yüksek olması da mücadelemizi olumlu yönde etkiledi ve kimi kazanımlar elde ettik.

Şehir Hastaneleri

Türkiye’de sağlık hizmetleri performans sistemine göre düzenlenmiş. Buna göre, yaptığınız işin, geçerli olan sistemde bir karşılığı varsa maaşınızın dışında bir ücret alabiliyorsunuz. Örneğin, santral operatörüyseniz yaptığınız işin sistemde kayıtlı bir kodu yok, o yüzden maaşınızda herhangi bir artış olmuyor. Diyelim ki hemşiresiniz, bir enjeksiyon yapıyorsunuz ancak o enjeksiyonun sistemde kayıtlı bir kodu yok. Bu durumda o işe dair ek bir ücret alamıyorsunuz.

Taşeron firmalara ise büyük ücretler ödeniyor. Bu ödenen büyük ücretlerin de sonucunda hekimlere bile performans ücretleri uzun bir süre boyunca ödenmiyor. Anlattığım bu durumun bir örneği, Mersin Şehir Hastanesinde yaşandı ve işçilerin örgütlü mücadelesi sonucunda ödemeler yapıldı.

Sendikal Mücadele

Bir arada olmak, hakların talebi ve kazanımı için dayanışmak çok önemli. Öyle ki, meslek hastalığına ya da iş kazasına maruz kaldığınız durumda yanınızda yaşadıklarınıza tanıklık edebilecek insanların olması gerekiyor. Böyle bir durumdan sonra ne yapmanız gerektiğini öğrenmeniz açısından da yine bu bir aradalık, içinde bulunduğunuz durumla başa çıkmanızı kolaylaştırıyor. Haklara erişimin her safhasında sendikal mücadele ve oradan alınan gücün çok değerli olduğunu düşünüyorum.

Türkiye’de sendikal mücadele hem sendikalaşmanın zorluğu hem işçiye yönelik baskılar ile birlikte düşünüldüğünde, aslında sendikal mücadeleye başlayarak zoru başarıyorsunuz. Ancak, bu mücadele bir şeyleri yapıyormuş gibi görünüp aslında hiçbir şeyin yapılmadığı ve sarı sendikacılık olarak adlandırdığımız durumda anlamını yitiriyor. Memur-Sen Konfederasyonu da Hak-İş’e bağlı konfederasyon da mücadele verme konusunda yetersiz kalıyorlar. Bunun da etkisiyle işçilerin birçok meslek hastalığı ve iş kazasına maruz kaldığı çalışma koşullarının sürdüğünü görüyoruz.

Sağlık Alanında Cinsiyet Kaynaklı Sorunlar

Evlilik, annelik gibi kimi gerekçelerle kadının işi bırakabileceği, hakkı olan annelik ve süt iznini talep edeceği öngörüldüğünden kadın olmak, işe alımlarda tercih edilmeyi zorlaştıran bir etken.

Diğer taraftan, güvenceli ve güvencesiz çalışmanın yarattığı sıkıntılar burada da haklara erişimi farklılaştırıyor. Örneğin, devlet memuru, sigortalı ve taşeron olmak üzere farklı şekillerde istihdam edilmiş 3 kadın hemşire düşünün. Bunların her birinin hakları farklı! Eğer devlet memuruysanız annelik izni, süt izni gibi aklınıza gelebilecek tüm haklarınız vardır. Bir taşeron firmanın, diyelim ki 6 aylık anlaşmaya vardığı bir işçiyseniz, bu tip haklarınız yoktur. Hatta annelik izni, işinizi kaybetmenizin bir nedenine dönüşür.

Meslek Hastalıkları ve İş Kazaları

Santral operatörü bir arkadaşımız mesleki kaynaklı işitme sorunu yaşayarak meslek hastalığı raprou aldı. Bu raporu aldığı için işten atıldı.

Bir diğer arkadaşımız iş sırasında bayılarak burnunu kırdı, acile gitti. Burada kaydı, iş kazası olarak açılmadı ama biz müdahalede bulunduk ve kaydı düzelttirdik. Kayıt, iş kazası olarak açılınca dava süreci başladı çünkü bunun bir iş kazası olduğunu ispat etmeniz gerekiyor. Davada gelinen aşama şu: Yaşanan durumun iş kazası olduğu kabul edildi ancak tazminatın miktarı hala belirlenmedi. Dava, 3 yıldan beri sürüyor.

Temizlik görevlisi olarak işe alınan bir diğer arkadaşımız Zafer Açıkgözlü’nün ise işe girişi sırasında gerekli muayeneleri yapıldı, hiçbir sağlık sorununun olmadığı tespit edildi. Bir gün hastanede ortaya çıkan su baskını sırasında ona lağım temizliği yaptırtıldı. Sonrasında Zafer hastalandı, karaciğerini kaybetti, nakil süreci başladı ve ne yazık ki arkadaşımız hayatını kaybetti.

Zafer’in ölümünün ardından bu konuya dair bilinç arttı. Lağım temizliği gibi bir işin belediye ekiplerince yapılması gerektiği kabul edildi. İş sağlığı ve Güvenliği Polikliniği oluşturuldu, her işçinin özlük dosyası hazırlandı. Bu yanıyla aksaklıkların giderilmesine yönelik kimi düzenlemeler yapıldığını söyleyebiliriz.

Son olarak, şu iki konuya da değinmek istiyorum: Sistemin yanlışlarının yanı sıra işçinin sorumluluklarını da unutmamak gerekiyor. Örneğin, işçi, işi çabuk bitsin diye koruyucu ekipman kullanmamayı tercih etmemeli. Bir diğer konuysa, tıp eğitimi sırasında meslek hastalığı ve iş kazasının tespitine yönelik bilgi ve bilincin tıp öğrencilerine verilmesi önem taşıyor.

Seminere şuradan ulaşabilirsiniz.

1344 gösterim

Yorum Yapın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

MESLEK HASTALIKLARI NEDİR? Meslek hastalığı; işçinin çalıştığı veya yaptığı iş şartları nedeniyle ortaya çıkan geçici veya sürekli hastalık, bedensel veya ruhsal rahatsızlık halidir.