Slider

belfitigi 2 - "İş kaybım olduğu halde meslek hastalığı raporu vermediler"

“İş kaybım olduğu halde meslek hastalığı raporu vermediler”

Zehra P. Çorum’da 8 yıldır depo işçisi olarak çalışıyor. Kuruyemiş depolarında leblebi paketleyen Zehra Hanım hayatının son 5 senesini bel fıtığından muzdarip bir şekilde geçirdi. Mesleğinin bel fıtığına nasıl sebep olduğunu ve yaşadığı sıkıntıları kendisinden dinliyoruz.

-Zehra Hanım bize kendinizden ve yaptığınız işten bahseder misiniz?

43 yaşındayım. 35 yaşında kocam çalıştığı inşaatta sakatlanınca çalışmaya başladım. İnşaat iskelesinden düştü ve sol yanını kullanamıyor bu yüzden. Çorum merkezde bir kuruyemiş firmasında depo bölümünde çalışıyorum 8 yıldır. Banttaki leblebileri bölüp tarttıktan sonra paketliyoruz. Günde 9-10 saat çalışıyoruz ve yüzlerce paket taşıyoruz. Bu paketlerin tanesi en fazla 5 kilo oluyor ama günde 40-50 paket taşıyorum, toplamda 250 kiloyu taşımış oluyorum.

-Bu çalışma temposu içerisinde dinlenme aralarınız olmuyor mu?

Evet öğlenleri bir saatlik yemek molamız oluyor. Bir de ben ve birkaç çalışan namaz arası veriyoruz. Bunlar dışında hiç oturmadan eğilip kalkıp paketleme ve paketleri aktarma işi yapıyorduk. Uzağa taşımıyoruz ama onları taşırken eğilip kalkmak yoruyormuş insanı. Eve gittiğimde fark ediyordum bunu. Belime nasıl yüklendiğimi namaz kılarken de fark ediyorum hala.

-Ne oluyor tam olarak? Sıkıntılarınız neler?

Belim ağrıyor! Günde 50 kere elimde 5 kiloluk paketlerle eğilip kalkıyorum. Kuruyemişleri ayırırken ve paketlerken de bandın başında eğiliyorum. Eskiden kısa molalar verip belimi çeviriyordum. Ellerimi yanlarıma bastırarak masaj yapmaya çalışıyordum ama çok fayda etmiyordu. 5 yıl önce dinlendiğim zaman bile geçmeyen bel ağrılarım olmaya başladı. Bacaklarımın üzerinde çok duramıyordum ağrıdan. Sürekli ayaklarım uyuştuğu için bandın başından ayrıldığımda düşer gibi oluyordum. Bu yüzden doktora gittiğimde bel fıtığım olduğunu öğrendim.

-Bu işten önce hiç böyle bir probleminiz olmuş muydu?

Benim üç tane çocuğum var. Eltim ikincisini doğurduktan sonra bel fıtığı olmuştu, çocuğu kiloluydu. Ben hiç yaşamadım üç çocuğumda da. Kocam sakatlandıktan sonra işe girmek gözüme zor gelmedi çünkü sağlıklıydım. Benim tansiyonum düşük biraz. Çok yorulduğumda, sıcak havalarda başım dönerdi sadece. Şimdi ayakta çok dursam iki adım atana kadar çöküyorum yere. Belimin ağrısından iki büklüm oluyorum bazen.

-İş yerinizdeki diğer çalışanlar da benzer problemler yaşıyor mu?

Benimle aynı bantta çalışan 5 kadın arkadaş daha var. Biz üç takım olarak paketleme işi yapıyoruz. Dördü benden genç, diğeriyle aynı yaşlardayız. Gençlerden biri 9 yıldır çalışıyordu bu firmada ve onda da bel fıtığı çıkmıştı. Sonra evlenince çıktı işten. İlk çocuğunu taşıyamadı kadın ağrıdan, sürekli yattı. Normal doğuramadı, sezaryen oldu.

-Size dönelim, günlük hayatta yaşadığınız problemlerden biraz daha bahseder misiniz?

Benim en küçük kızım 10 yaşında. Kucak isteyecek yaşı geçti ama onu yıkayamıyorum artık. Çünkü eğilemiyorum. Ablası yapıyor ev işlerini. Bazı günler yemeği oturarak yapıyorum. Çok ağrım olduğu günlerde sandalyede ya da oturarak namaz kılıyorum çünkü rükuya ve secdeye gidemiyorum belimi bükemediğim için. İyi günlerim de oluyor çok şükür ama eskisi gibi değilim hiç.

-Peki tüm bu zorluklar iş hayatınıza nasıl yansıdı?

Bel fıtığı teşhisi konduktan sonra bir buçuk yıl daha aynı işi yapmaya devam ettim. Öyle daha çok kötüleşti belim. Bazen bacaklarım tutmuyordu. Hastane beni meslek hastalığı hastanesine sevk etti ama meslek hastalığı raporu vermediler bana. İş kaybım var ama meslek hastası sayılmıyorum. Birkaç ay hastalık izni aldım, o ücretsiz izin oldu. Başka iş de bulamadım. Sonra işyeri hekimi hastalığım yüzünden o işi yapamayacağımı firmaya bildirdi ve sandalye başında paketleme yapmaya başladım. Doktorlar fizik tedavi verdiler. Ona gittim iki yıl. Şimdilerde daha rahatım ama hala ağır kaldıramıyorum. “Bir daha kötüleşirse ameliyat gerekir” dedi doktorlar. Ben de korkuyorum ameliyattan, o yüzden dikkatli davranıyorum.

-Son olarak eklemek istediğiniz bir şey var mı?

Meslek hastalığı hastanesi meslek hastalığı rapor vermedi, biz de tamam dedik. Sonuçta koskoca doktorlardan daha iyi bilecek değiliz. Ama benim kardeşlerimin hepsi ev hanımı, hiçbirinde yok bel fıtığı. Ev işiyle, doğurmayla olacak hastalık değil bendeki. İş yüzünden olduğunu ben biliyorum ama onlara ispatlayamıyorum.

Editörün notu

Sitemizde daha önce çevirdiğimiz “Çalışan kadınların karşılaştığı ‘görünmez’ meslek hastalıkları” adlı makalede tehlikeli ve sinsi meslek hastalıkları şu örnekle anlatılıyor; “…titiz ve tekrar eden çalışmalar her zaman ‘zorluk’ olarak görülmüyor. Bir kuşkonmaz çiftliğinde çalışmalar yürüten Peze, günde birkaç saat boyunca bükülerek sivri yaprakları olan bu bitkileri toplayan erkek işçiler gördü. Kuşkonmazlar, kadın işçilerin sepetlere doldurduğu bir taşıma bandına aktarılıyordu. Erkek işçilerin kontratları sınırsız süreliydi fakat kadın işçilere sepet başına ödeme yapılıyordu. Kuşkonmazları ‘sadece’ temizleyen ve eğilerek onları toplamak zorunda olmayan bu kadın işçilerin birçoğunda kas-iskelet bozukluğu görüldü.”

Makalede araştırmasına yer verilen Psikiyatr Marie Peze kas-iskelet bozukluklarını ortaya çıkaran durumları betimlerken ““Kas-iskelet bozukluğunun oluştuğu üç durum tespit ettik; tekrarlayan hareketler, hızlı yürüyüş ve titizlik gerektiren işler.” diyor.

Makalenin tamamını buradan okuyabilirsiniz

1488 gösterim

Yorum Yapın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

MESLEK HASTALIKLARI NEDİR? Meslek hastalığı; işçinin çalıştığı veya yaptığı iş şartları nedeniyle ortaya çıkan geçici veya sürekli hastalık, bedensel veya ruhsal rahatsızlık halidir.