Slider

Mesothelioma 0d703fb97a3ff1943d84c8a0a3896d99 1024x512 - İŞÇİ SAĞLIĞI VE İŞ GÜVENLİĞİ: DOKTORLAR NE DİYOR?

İŞÇİ SAĞLIĞI VE İŞ GÜVENLİĞİ: DOKTORLAR NE DİYOR?

İş kazaları ve meslek hastalıklarının sıklıkla yaşandığı bilinmesine rağmen SGK istatistiklerine bu gerçeğin yansımadığını belirtmiş ve bunun hukuki açıdan nedenlerinin ne olabileceğine değinmiştik. Bu yazıda ise tıbbi açıdan sebeplerin ne olabileceğine odaklanıyor ve Dr. Ahmet Tellioğlu ile Dr. Elif Altundaş Hatman’ın görüşlerine yer veriyoruz.

Öncelikle meslek hastalıklarının tanı ve teşhis sürecinden başlayalım. Meslek hastalığının tanı ve teşhisi neden zordur?

Ahmet Tellioğlu: İşle ilgili/işe bağlı sağlık sorunları ve hastalıklarını en geniş anlamıyla, çalışma şartlarının kısmen ya da tamamen neden olduğu veya kötüleştirdiği, fiziksel ya da ruhsal sağlık sorunları ve hastalıklar olarak tanımlayabiliriz. İşe bağlı hastalıkların etkilediği nüfusun genişliği ve neden olduğu sağlık sorunlarının çeşitliliğine rağmen dünyada esasen, işe bağlı hastalıkların tamamını değil hastalığa neden olan maruziyetin tamamen işten kaynaklandığı işe özgü hastalıkları teşhis etmeye ve tanımaya dönük sistemler bulunmaktadır. Bizim Sosyal Güvenlik Kurumumuzun da dahil olduğu sistemler bu ‘işe özgü hastalıkları’ meslek hastalığı olarak nitelemekte, iş yanında başka faktörlerin de neden olduğu hastalıkları meslek hastalığı olarak kabul etmemektedirler. Bu durum Uluslararası Çalışma Örgütü’nün (ILO) Meslek Hastalıkları tanımında dahi görülmekte ve ILO bilim dışı bir şekilde bir hastalığın meslek hastalığı olarak kabul edilmesi için o hastalığın, hastalığa tutulan kişinin çalıştığı işte/sektörde normal nüfusun üzerinde bir sıklıkta görülmesi gerektiğini ileri sürmektedir.

Öte yandan iş olağanüstü çok sayıda insani, maddi ve sosyal koşulun olağanüstü çok sayıda farklı kombinasyonu içinde ifa edilen bir etkinliktir. Üstelik işe bağlı hastalıkların büyük çoğunluğu işyerindeki ya da çalışma sırasındaki etkene maruz kalınmasından yıllar sonra ortaya çıkmaktadır. Bu durumda ortaya çıkan hangi hastalık belirtisi ya da bulgusunun hangi işyerinden, işin hangi kısmından ya da işi çevreleyen şartların hangisinden kaynaklandığını kanıta dayalı şekilde ortaya koyabilmek oldukça zorlaşmaktadır. Bu zorluk önceden tespit edilmiş spesifik bir faktör ve bu faktörün varlığını gösteren üzerinde uzlaşılmış kanıtlar olmadığı durumlarda, hastalığın meslek hastalığı olarak tanımlanamamasına yol açmaktadır. Kaldı ki işten kaynaklanan kimi hastalık etkenlerinin spesifik olarak tespit edilmesi durumunda dahi bunun işverenler ve kamu otoritelerince kabul edilmesi uzun yıllar alabilmektedir. Asbest bunun en güzel örneğidir. İnsan sağlığına zararlı olduğu 100 yıldır bilinen asbestin yasaklanması için 80 yıl gerekmiştir.   

Elif Altundaş Hatman: Meslek hastalıklarının teşhisi aslında zor değildir. Kimi hastalıklar sadece mesleki maruziyet durumunda ortaya çıkar. Pnömokonyoz hastalığının fibrojenik potansiyeli olan tozların solunduğu iş kollarında çalışanlarda görülmesi gibi… Dolayısıyla mesleki olmayan bir pnömokonyoz söz konusu değildir.

Bir diğer hastalık grubunda ise hastalığa neden olan faktör işyerinde/çalışma koşulları ile ilişkili ise mesleki olarak tanımlanır, değilse mesleki değildir. Buna örnek olarak bel fıtığı hastalığını verebiliriz. Kişi ağır kaldırdığı, sürekli oturmasını gerektiren ya da tüm vücudunun titreşime maruz kaldığı bir işte çalışıyorsa, hastalığı meslekidir. Ancak mesleki dışı etkenlere bağlı da çok sayıda bel fıtığı hastası vardır. Tüberküloz kliniğinde çalışan ve tüberküloz hastalığına yakalanan bir hemşirenin hastalığının da toplum kökenli olma ihtimali düşüktür. 

Son olarak ortaya çıkışında diğer faktörlerle birlikte, mesleki etkilerin/etkilenimlerin de rol oynadığı bir grup hastalıktan da bahsetmek gerekiyor ki bu grup işle ilişkili hastalıklar olarak da adlandırılır. 

Meslek hastalığı denildiğinde, en azından bu sıraladıklarımızın anlaşılması gerekirken, çoğu kez yalnızca ilk grup, meslek hastalığı olarak düşünülmekte ve değerlendirilmektedir. Ayrıca bir de işin ağırlaştırdığı, hastalık yönetiminin işle ilişkili faktörler nedeniyle zorlaştığı hastalık grubu vardır ki bu hastalıklarda mesleğin/yapılan işin rolü neredeyse hiç akla gelmez.

Meslek hastalıkları tanısını zor kılan şeylerin başında yukarıda bahsettiğim gibi akla gelmemesi, gelse bile tedavi edici sağlık hizmetlerine odaklı bir sistem olduğundan tedaviyi etkilemeyeceği düşüncesi yatıyor. Oysa bu her iki argüman da doğru değil. Hastalığın altında yatan nedenin meslek olduğunu düşünmek tanıyı değiştirebileceği gibi maruziyeti sonlandırmak kimi durumlarda hastalığı tümüyle ortadan kaldırabilir. Kimi hastalıklarda ise hastalığın seyrini olumlu etkiler. Ayrıca hastanın çalıştığı işyeri/işkolunda henüz hastalık ortaya çıkmamış çalışanlara dönük koruyucu müdahalelere de olanak sağlayabilir.

man with lung issue1 881x375 300x128 - İŞÇİ SAĞLIĞI VE İŞ GÜVENLİĞİ: DOKTORLAR NE DİYOR?

Meslek hastalıklarının yanısıra iş kazaları da sıklıkla yaşanan sorunlardan. Ancak her iki sorununda gerçeği yansıtacak şekilde kayda geçirilmediğini görüyoruz? Sizce bunun sebebi nedir?

Ahmet Tellioğlu: İşe bağlı hastalıkların aksine, iş kazasının sonucu hemen orada o anda ortaya çıktığından iş kazalarının kayıt altına alınması daha kolay olmaktadır. İş kazaları söz konusu olduğunda kayıt dışılığın en önemli nedeninin kayıt dışı kuralsız, sigortasız işçi çalıştırma, kötü koşullarda çalıştırılan mevsimlik işçiler ve göçmen işçiler olduğunu söyleyebiliriz. Tazminat, Bakanlık denetimi vb. hususlar iş kazalarında da söz konusu olduğu için yine kimi işverenler ölüm ya da uzuv kaybıyla sonuçlanan kimi ağır iş kazalarının kayıt altına alınmasından kaçınabilmektedirler fakat iş kazası kayıtları her zaman meslek hastalıkları kayıtlarından daha iyi durumdadır.

Diğer yandan ortalama bir işverenin işçilerinden birinde görülen bir hastalığın meslek hastalığı olarak teşhis edilmesine karşı doğal bir mücadele içinde olacağı da vakıadır. Çünkü; bir hastalığın işle ilişkisi somut olarak ortaya konduğunda 1. İşveren tazminat ödeyecek 2. Meslek hastalıkların sayısındaki artış çalışanların daha yüksek ücretler ve daha iyi çalışma koşulları talep etmelerine neden olacak 3. İşyeri daha sık ve daha dikkatle teftiş edilecektir. Keza hastalığın teşhis edilmesi ile çalışan da çeşitli olumsuz sonuçlarla (İşten ayrılmak zorunda kalmak ya da işten çıkarılmak, İşveren tarafından suçlanmak hatta taciz edilmek, maluliyet tespit edilmesi durumunda yeni iş bulmakta zorlanmak vb.) karşı karşıya kalabilmekte bu nedenle bizzat çalışan, hastalığının meslek hastalığı olarak teşhis edilmesinden kaçınabilmektedir. Sosyal Sigorta otoriteleri ise meslek hastalığı teşhis edildiğinde işçiye sigorta fonundan ödeyeceği tazminatı ödemekten kaçınmakta, teşhis ve tazminat sürecini işçinin katlanamayacağı denli uzun, meşakkatli ve çoğu noktada işçiyi aşağılayıcı bıktırıcı bir süreç olarak düzenlemektedir.

Elif Altundaş Hatman: İş kazaları ve meslek hastalıklarına ilişkin güçlü bir izlem sistemimiz yok. Hem iş kazası hem de meslek hastalığı tanısı 6331 Sayılı yasada da tanımlandığı şekilde “Sigortalının…” diye başlıyor tanımlamalarda. Dolasıyla işgücünün TÜİK’e göre 1/3’ü sigortasız çalıştırılanlar olduğundan bu kişiler için kayıt, kaza ve hastalık dahi söz konusu değil. Diğer yandan iş kazaları söz konusu olduğunda kaydı tutulanlar çoğu kez ölümlü ya da ciddi yaralanmayla sonuçlananlar. Diğer iş kazaları için çoğu kez bildirim de söz konusu değil. Meslek Hastalıkları içinse durum daha da kötü, sahip olduğumuz yegane ülke verisi, SGK’nın sunduğu, meslek hastalıklarına bağlı %10 ve üzeri Meslekte Kazanma Gücü Kayıp Oranı tespit edilen hasta sayısı, dolayısıyla gerçek rakamları hiçbir şekilde yansıtmıyor. 

Kayıtların yoksa, sorunun gerçek boyutunu bilemez, öncelikli müdahale alanlarını da belirleyemezsiniz. İş Sağlığı ve güvenliğini sağlamak için izlenen yola herşeyden önce geç çıkıldı, ayrıca halen tam olarak çıkıldığından bahsedebilmek mümkün de değil. 

Hastalıklardan ve kazalardan korunma yollarının işçinin lehine olacak şekilde düzenlenmesi için neler yapılmasını önerirsiniz?

Ahmet Tellioğlu: İş kaynaklı yaralanma (iş kazası) ve hastalıklarla (işe bağlı hastalık, meslek hastalığı) mücadelede gerek çalışanların gerekse de işverenlerin bu konudaki bilgi-bilinç düzeyleri, aldıkları eğitimler, işyerlerindeki hekimler, iş güvenliği uzmanları, yasal denetimler, kamu kurumlarının yürüttükleri bilinçlendirme kampanyaları vb. kuşkusuz yararlıdır. Fakat bu mücadelenin olmazsa olmazı çalışanların işyerlerinde gördükleri tehlikeleri rahatlıkla ifade edebilmeleri, rahatlıkla bunların düzeltilmesini işverenlerinden isteyebilmeleridir. Çalışan gerektiğinde işverenini rahatlıkla kamu otoritelerine şikayet edebilmelidir. Fakat bizim çalışma hayatımızda çalışanın tüm hayatı işverenin iki dudağı arasına terk edilmiş durumdadır. Çalışanın bu denli güvencesizleştirildiği, işten atılma tehdidiyle tüm çalışanların sindirildiği bir çalışma düzeninde çalışanın iş kaynaklı yaralanma ve hastalık risklerini görmesinin, bunların üzerine gidebilmesinin imkanı yoktur. Bunun için her şeyden önce çalışanları güvenceli ve örgütlü hale getirecek, işyerlerindeki ağır işveren tahakkümünün kıracak yasal düzenlemelerin yapılması gerekir ki bu sayede işyerlerinde söz haklarını rahatlıkla kullanabilen çalışanlar işteki yaralanma ve hastalık kaynaklarını sahici bir şekilde işyerinin gündemi yapabilsinler, gerektiğinde konuyu kamu otoritelerinin önüne getirebilsinler. Bunun olmadığı bir çalışma hayatında iş sağlığı ve güvenliği tamamen işverenlerin insafına bırakılmış demektir ki ülkemizdeki durum da tam budur.

Elif Altundaş Hatman: Ülkede demokrasi kültürünün gelişmesi gerek şart bu konuda da pek çok başlıkta da olduğu gibi. İşçilerin kaza ve hastalıklardan korunması da bir mücadele gündemi olmak zorunda. Daha gerçekçi ve etkin bir çözümü yok bu konunun. En nihayetinde hem kaza ve yaralanmaların hem de meslek hastalıklarının altında yatan temel neden mevcut üretim ilişkileri. Bunları tartışarak-sorgulayarak başlamak gerek…

 

*Konuyla ilgili ayrıntılı bilgi için Dr. Ahmet Tellioğlu ve Dr. Arif Müezzinoğlu’nun birlikte hazırladıkları çalışmaya bakılabilir: http://politeknik.org.tr/turk-mucizesi-meslek-hastaliklari-sifirlaniyor-dr-arif-muezzinoglu-dr-ahmet-tellioglu/

 

 

1993 gösterim

Yorum Yapın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

MESLEK HASTALIKLARI NEDİR? Meslek hastalığı; işçinin çalıştığı veya yaptığı iş şartları nedeniyle ortaya çıkan geçici veya sürekli hastalık, bedensel veya ruhsal rahatsızlık halidir.