Slider

030919 silicosis dust worker saw 1 1024x678 - MESLEK HASTALIĞINDAN EMEKLİ, SİLİKOZİS HASTASI İŞÇİLER: MESELE SADECE EMEKLİLİK DEĞİL; SİZ BİZİM KULAĞIMIZI KESİYORSUNUZ, KESMEDİK DİYORSUNUZ!

MESLEK HASTALIĞINDAN EMEKLİ, SİLİKOZİS HASTASI İŞÇİLER: MESELE SADECE EMEKLİLİK DEĞİL; SİZ BİZİM KULAĞIMIZI KESİYORSUNUZ, KESMEDİK DİYORSUNUZ!

Kütahya, Bilecik ve Eskişehir’de Eczacıbaşı Holdingin seramik sektöründe çalışanı olarak silikozis hastalığına yakalanan işçilerin hukuk mücadelesi devam ediyor. 2014- 2015 yılları arasında emekli olan işçiler, maaşlarının kesilmesinin ardından dava ve yeniden sağlık raporu alma süreçlerinde haksızlığa uğruyor ve iyi niyetten uzak uygulamalara maruz kalıyorlar. En son 25 Ekim’de görülen davanın ardından yine bir gelişme kaydedilemedi ve sonrasında SGK ile yapılan görüşmelerden olumlu bir yanıt alınamadı. Bunun üzerine Bozüyük’e giderek 29 işçiyle görüştük. Onlardan dinlediklerimizi bir yazıya sığdırmak zor. Bu yazıyı emekli aylıklarının kesilmesi sonrasında yeniden rapor alma sürecinde yaşananlara ayırıyoruz. 

Sorununuz tam olarak nedir?

Kemal: Bizim sorunumuz, Sağlık Bakanlığı’nın Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü’nün hazırlamış olduğu 20/02/2019 tarihli genelgesinden dolayı meslek hastalıklarını SFT testine yani solunum ölçümüne tabi tutmaları. Bizim hastalığımızın solunum testiyle bir alakası olmadığı için test, hastalığımızla ilgili hiçbir bilgi vermediği gibi gerçek durumumuzun örtbas edilmesi için kullanılıyor.  Oysaki silikozisin iyileşme ihtimalinin olmadığı net bir şekilde bilinir, bu hastalık iyileşmez; ilerleyebilir ama gerilemez. Hastalığın nasıl bir seyir izlediğini tespit etmek için de röntgene, tomografiye bakmak gerekir ama ne röntgenimize bakıyorlar ne de tomografimize…

İkinci olarak, bu genelge engelli raporlarının düzenlenmesinde uygulanacak kurallarla ilgili olarak şöyle diyor: “Mevzuata göre düzenlenecek rapor, kişiye telim edilecek ve kuruma gönderilecektir. Bu durumdaki kişi, tekrar polikliniğe sevk edilmez. Sağlık kuruluna sokulmaz. İşlemler dosya üzerinde yapılır.” Bunlar kendilerinin belirttiği maddeler. SGK bu maddeleri ihlal ediyor, herkesi kurula sokuyor. Sorunun temelinde yatan mevzuat budur.

genelge1 211x300 - MESLEK HASTALIĞINDAN EMEKLİ, SİLİKOZİS HASTASI İŞÇİLER: MESELE SADECE EMEKLİLİK DEĞİL; SİZ BİZİM KULAĞIMIZI KESİYORSUNUZ, KESMEDİK DİYORSUNUZ!genelge2 1 212x300 - MESLEK HASTALIĞINDAN EMEKLİ, SİLİKOZİS HASTASI İŞÇİLER: MESELE SADECE EMEKLİLİK DEĞİL; SİZ BİZİM KULAĞIMIZI KESİYORSUNUZ, KESMEDİK DİYORSUNUZ!

Toplamda bu mağduriyeti yaşayan kaç kişi var? 

Mehmet: SGK’nın belirlediği, bu bölgede silikozis hastası olan 403 kişi var ama emekli olup da emekli maaşı kesilenlerin sayısı 60 ila 70 civarında. Geriye kalanlar henüz emekli olmamış olan ya da hasta olmasına rağmen çalışmaya devam edenler. 

Sizler silikozis sebebiyle emekli oldunuz. Yeniden teste tabi tutulmanızın gerekçesi ne? 

Ali: Darbe girişiminden önce Eskişehir Arçelik’ten bir arkadaş, vergi indiriminden yararlanarak emekli olmuş. Beni de çağırdılar Eskişehir’e. Dediler ki “8 bin lira ver, seni emekli yapalım.” 

-“Nasıl olacak o iş?” 

-”Bizim tanıdığımız doktorlar var, Çalışma Bakanlığı’nda Sağlık Bakanlığı’nda adamlarımız var. Verdiğimiz tarihte şu ilacı kullanacaksın. Sonra sabahleyin, şu doktora çıkacaksın. Sekiz bin lirayı da getireceksin, seni emekli yapacağız.” 

Düşündüm, kendi kendime dedim ki, biz emekli olsak buradan, Allah korusun, ebediyen çocuğumuza haram para yedireceğiz. Şimdi benim anladığım, bu şekilde emekli olmuş insanları ortaya çıkarmak istiyorlar. Fakat hem onları ortaya çıkartamıyorlar hem de yaşın yanında kuruyu yakıyorlar. Katakulliyle silikozis raporu alınmaz. Bunu biz biliyoruz da doktorlar bilmiyor mu? SGK gidip de bunu işin bilenine soramıyor mu?

Hasan: Raporu yeniden almamız gerekince ben sorun çıkacağını hiç tahmin etmemiştim. Hastalık düzelmedi sonuçta, keşke öyle bir ihtimal olsa da düzelse. Bize yalandan 0 verdiler. Sonra 0’ı öğrenince kayınpederim dedi ki “Sen bu raporu parayla mı almıştın?”  Ailem bile emin olamadı yani. Bizi üçkağıtçı durumuna soktular. 

Silikozis iyileşmeyen bir hastalıkken, nefes ölçüm testleriyle sizin raporlarındaki oranların düşürüldüğünü belirttiniz. Bu yönüyle devlet kurumlarının haksızca rapor alanları ayıklamanın ötesinde emekli maaşlarını kesme niyetiyle hareket ettiğini mi düşünüyorsunuz?

Cumali: 2014 yılında yüzde 40 ile emekli oldum. Bursa’ya gidip muayene olduktan sonra üfleme testine bakarak raporuma 0 verdiler. Raporu görünce hazmedemedim. Sonuçta bir anda yalancı konumuna sokuyorlar seni. Heyet doktorundan tekrar randevu aldım. Doktorun verdiği rapora göre heyetteki doktor oran veriyor. Yani esas ilk muayeneyi yapan önemli. Bursa’ya gittim, raporları gösterdim, “Ben soracağım, siz cevaplayın.” dedim. 

-“Silikozis hastalığı iyileşebilir mi? 

-”İyileşemez.”

-”Neye göre yüzde 40 oranı yüzde 0’a indirdiniz?”

– “Ben bu raporları görmedim.” 

Bu konuşmanın sonrasında heyet doktoru, muayeneyi yapan Esin Hanım’ı aradı. 10 dakika kadar telefonla konuştular. Heyet doktoru şöyle dedi: “Biz bu insanlara haksızlık ediyoruz. Bizim silikozisle ilgili ne eğitimimiz ne de deneyimimiz var. Derhal kuruldaki arkadaşlarla toplanalım, karar alalım, hiçbirinin oranını değiştirmeyelim. Bundan sonra da Bozüyük’ten hasta kabul etmeyelim.” Oradan ayrılırken “Hocam, iyi güzel de ben kuruldan yüzde 0 ile çıktım. Ne olacak halim? Bu şekilde beni kimse dinlemez. Bir belge verin, bir yazı bir şey yazın da kurula yeniden gireyim.” dedim.  Yazdı belgeyi, kaşesini bastı. Bursa’ya geldim heyet günü. “Heyet günü bitti, kabul edemeyiz.” dediler. İl Sağlık Kurulu’na itiraz ettik. Bizi Bilecik İl Sağlık Müdürlüğü’ne gönderdiler. Oradaki doktor “Ben karar veremem.” diyerek Tıp’a gönderdi. Randevu aldım, baktım doktor kadının fotoğrafına. Daha doktora gitmeden çocuklara dedim “Bu kadın bana oran vermez.” diye.

Benim derdim zaten oran da değil. Zaten emekliliğim gelmiş. 1 Kasım itibariyle yasal emekliyim, 8000 gün devlete prim ödemişim. 1985 yılı Mayıs ayından beri sigortalıyım. Eskide kaldı tabii, şimdi yok ama sigorta kartım var benim. Mesele sadece emeklilik değil; siz bizim kulağımızı kesiyorsunuz kesmedik diyorsunuz. Buradaki tatlı tabağının yüzde 15’i bitmişse sen buna tam diyemezsin. 

Hasan: Benim aylığım yüzde 26 oranına göre bağlandı. İşyerini mahkemeye vardık, Adli Tıp’a gidince oran yüzde 32’ye çıktı. Bursa’ya gittim. Orada tomografime bakıp “Akciğerindeki noktalarda yer yer birleşmeler var; tomografin kötü ama nefes ölçümün iyi.” diyerek 0 verdiler. Bir de ben toza çok maruz kaldım, 18 sene çalıştım ama 18 sene içinde her ay 120 saat mesai var. Öyle olunca çalıştığım 18 sene aslında 30 seneye denk düşüyor. Ama rapora bakarsan bende hastalık yok! Raporu ben zaten bu halimle alamıyorsam kimse alamaz. 

Sonuç 0 olunca doktora dedim ki “O zaman bana silikozis hastası olmadığıma dair bir yazı ver çünkü hastalık damgası yediğinde iş bulamıyorsun.” Doktor “Yazamam. Senin işin karışık.” dedi. En son Bursa’ya gittim. Doktor raporları görünce, “Dur, ben bir sorayım.” dedi. Profesör, uzman doktoru aradı ve “Ben anlamadım, buna ne yazacağız?” diye sordu. Telefonu kapattı. “Seni Ankara Meslek Hastalıkları’na sevk ediyorum.”dedi. “Hocam orası oran vermiyor.” dedim. “Valla ne bileyim, öyle dediler.” dedi. Sonra da “Sizi niye buraya yolluyorlar? Hükümet krizde midir nedir artık, para yok herhalde.” dedi. Kulaklarımla duydum.

Silicosis Lung Disease QLD 1200x565 300x141 - MESLEK HASTALIĞINDAN EMEKLİ, SİLİKOZİS HASTASI İŞÇİLER: MESELE SADECE EMEKLİLİK DEĞİL; SİZ BİZİM KULAĞIMIZI KESİYORSUNUZ, KESMEDİK DİYORSUNUZ!

Mustafa: Biz de arkadaşla beraber girdik doktorun yanına, doktor filmlerimize baktı. “Ben buna bir oran veremem.” dedi. “Nasıl veremezsin? dedik. “Bize yukarıdan bir yazı geldi, bunların bunların oranlarını vermeyin diye!” dedi. Bunu doktorun bizzat ağzından duydum, şahidim de var.

Akif: Raporlara 0 geldikçe bir tanıdık vasıtasıyla bir savcıyla gittik, görüştük.  “Ne yapılabilir, bize bir yol gösterin.” dedik. Savcı ne dedi biliyor musunuz? “Ben dahil bu işin altına kimse elini koymak istemez.” Ben de dedim ki “Elini altına koy demiyorum. Ben bu raporları rüşvetle almadım. Bana tozlu ortamda durmamam , çalışmamam söylendi. Devletin dediği prosedürü uygulayarak emekli oldum. Ya maaşımı versinler ya da benim hastalığımı silip bana iş versinler. Emekliliğime 4 sene kalmış.  Şu an şoförlük yapıyorum, 1700 lira maaşa çalışıyorum. Evin parasını ödüyorum, çocuk okutuyorum, borcum var, derdim var. Ben ne yapacağım?” Bunları doktora da dedim. Doktor da bana “Bize yazı geldi. O yüzden oran veremiyoruz. Benim elimden bir şey gelmez.” dedi. Bana dediği şey bu. 

Turgut: Bursa’dan rapor alamadım, itiraz dilekçesi yazdım ve sevk olarak Kütahya’yı istedim. Kütahya’ya gittim, bu gidip gelmeler sebebiyle de bağışıklığımızda düşük olduğundan yaz ayıında 2 kere grip oldum. Neyse göğüs doktoruna gittim, önüne evrakları koydum ama tomografilere hiç bakmadı. Üfleme testi yapmaya kalkıştı ama üfleyemedim. Ertesi gün gittim, “Rahatsızım, geniz akıntısı var ben de.” dedim. Bir daha üfledim. Doktor “Ben bir şey yazmayayım, kurul karar versin.” dedi. Ben de çıktım, kurula girdim. Kurulda dediler ki “Doktor silikozis tanısı olduğunu yazmış ama bir oran vermemiş, oran vermesi lazımdı. Niye vermemiş?”

Haydar: Üfleme testinden çıktım, zor nefes alıyorum. Üfleme değerleri istedikleri gibi olmadığında nefes açıcı ilaç sıkıyorlar. Spreyi sıkınca üflersin zaten. Ölçümden önce “Sakın sigara içme! Otur, dinlen sonra gel!” gibi şeyler söylüyorlar.  

Erdem: Bursa Şevket Yılmaz Hastanesinde bütün bunların dışında bir sıkıntımız daha var bizim. Orada benim nörolojiye ve kardiyolojiye görünmem lazım ama nöroloji doktoru günde sadece 10 hastaya bakıyor. Sabah saat 8’de bir arkadaşımla gittik, önümüzde 45 kişi var, görünemedik tabii. Sabah 6’da gittik yine görünemedik, tekrar döndük Bozüyük’e. Sonra mecburen gece 1’de gittik, sabaha kadar hastane kapısında yattık, sırf nöroloji doktoruna gözükmek için. Artık bizi sindirmek mi istiyorlar, bıkıp usanıp uğraşmayalım mı istiyorlar? Bilmiyorum. Silikozis hastasıyım dediğinde sorun çıkartıyorlar; nefes testi yapıp sonuçlar iyi çıkana kadar zorluyorlar; çıkmazsa ilaç sıkıyorlar; yine mi çıkmadı, mentollü ilaç sıkıyorlar. İstedikleri değerleri bulana kadar ne olsa yapıyorlar!

Hakan: Geçen hastaneden bir arkadaşla konuştum. Dedi ki “Sana kanunen o ilacı sıkamaz.” Bursa’da hiç sormuyorlar bile “Sıkabilir miyiz?” diye. “Aç ağzını, ilaç sıkacağım, 20 dakika sonra gel, üfle!” Uludağ’da belki de 25 kere üfledim. “Sen bir çay iç, gel!”, “Olmadı, biraz dinlen, gel!” Sonunda kıpkırmızı olmuştum. Bir de o gün pek hastası da yoktu, uğraştı da uğraştı. 

Celil:Bizim emekliliğimiz bağlanırken aldığımız raporları doktorlar onayladı, devletin doktorları. Hadi diyelim bu doktorları kandırdık ama bu raporlar hastanenin kuruluna da girdi. Hadi diyelim onları da kandırdık, rüşvet verdik, bir şey yaptık. Ankara’ya gittik, oranın başhekiminin imzası var, kaşesi var bu raporlarda. Onları da geçtik, bir şekilde onları da kandırmayı başardık diyelim.  Mahkemeye verdikten sonra Adli Tıp Kurumundan gelen sonuçlar var. Bütün bu sonuçlar hastalığımızla hiçbir ilgisi olmayan üfleme testinin getirilmesiyle düştü. Bu iyi niyetli değil.  

Ruhi: Bursa’daki doktor “Siz sonuna kadar haklısınız.” diyor. SGK müfettişi “Siz sonuna kadar haklısınız.” diyor. SGK  müdürü de aynı şekilde. Ama doktor “Haklısınız.” deyip rapora 0 yazmasını biliyor. SGK müfettişi “Haklısınız.” demesine rağmen “Daha inceliyorum.” diyerek bizi oyalamasını biliyor.  SGK müdürü “Haklısınız.” demesine rağmen maaşları kesmesini biliyor. Artık neredeyse silikozis diye bir şey bırakmayacaklarını düşünmeye başladık.

*Yazıda, işçilerin gerçek isimleri kullanılmamıştır. 

 

2279 gösterim

Yorum Yapın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

MESLEK HASTALIKLARI NEDİR? Meslek hastalığı; işçinin çalıştığı veya yaptığı iş şartları nedeniyle ortaya çıkan geçici veya sürekli hastalık, bedensel veya ruhsal rahatsızlık halidir.