Slider

pep 510 - Mobbing: “Hastalıklı” olan çalışma düzenidir

Mobbing: “Hastalıklı” olan çalışma düzenidir

Plaza Eylem Platformu (PEP) iki hafta önce mobbing mağduru Nadide Kısa’ya destek veren ve mobbingin ağır sonuçlarını ifşa eden bir basın açıklaması* yaptı. Bu açıklama ardından platformla mobbingin sağlık üzerindeki etkilerini konuştuk. Okuyacağız bu söyleşide “Silikozis’in meslek hastalığı olarak sayılması yılları alacak bir mücadele ve silikoza maruz kalarak çalışan bütün işçilerin ölümüne mal oldu.” diyerek mobbingle mücadelenin de daha fazla acıya sebep olmadan başlaması gerektiğine işaret eden PEP mavi yakalıların maruz kaldığı mobbing hakkında da konuştu.

-Basın açıklamasıyla andığınız Nadide Kısa ve uğradığı mobbing sürecini bir de bizim için paylaşır mısınız?

Nadide Kısa Yapı Kredi’de çalışma koşullarının ağırlaşması, iş tanımının genişletilmesi, tenzilirütbeye (Rütbesinin düşürülmesi) uğratılması ve işinin değersizleşmesi sorunlarıyla boğuşuyordu. İş arkadaşları işyerinde sert tartışmalar olduğunu ve hakarete uğradığını söylüyorlar. Bu koşullar bankacılara ve Yapı Kredi çalışanlarına yabancı değil, ama herkesin stresle başa çıkma becerisi eşit değil. Yaşadığı mobbingin Nadide Kısa’nın hızlı sağlık kaybında rolü olduğunu düşünüyoruz. Bu konunun araştırılmasını hem biz yaptığımız bir basın açıklamasıyla talep ettik, hem Mobbing ile Mücadele Derneği BDDK’dan sorumluluk almasını istedi, hem de mecliste araştırma önergesi verildi. Ancak bu uyarı ve talepler dikkate alınmadığı gibi mobbingten sorumlu müdür merkezi bir şubeye alındı. Burada da ağır mobbing vakalarının yaşanması, bir çalışanın sinir krizi geçirmesi ve hastaneye kaldırılması Nadide Kısa’nın yaşadıkları hakkında da ipucu veriyor. Bu olayları duyduğumuzda çalışan arkadaşlarımızı savunmak ve banka yönetimini bir kez daha uyarmak ihtiyacı hissettik.

mobbing 01 1 - Mobbing: “Hastalıklı” olan çalışma düzenidir

-Sizce işyerlerinde mobbing kendini ne şekillerde gösteriyor?

Mobbing ilk gündeme geldiğinde sendikalar ve işverenler engellemek için uğraştılar, yer yer işbirlğine de gitmeye çalıştılar. Mobbing tanımlanmaya ve semptomları tespit edilmeye çalışıldı, ancak mobbingi mümkün kılan çalışma koşullarına ilişkin bir şey yapılmadı. Mobbing bir doğa olayı değil. Bugün daha sık dile gelmesi de rastlantı değil. Bu yıllarda devlet ve işverenlerin işbirliğiyle iş barışı bozuldu, sendikaların etki alanı daraltıldı ve verimi artırmak için çatışmalı bir işyeri inşa edildi.

Performans baskısı, satış baskısı ve iş baskısı çalışmanın fıtratından sayıldıkça şiddete bağımlı bir çalışma düzeni, iş ve işyeri ortaya çıktı. Örgütsüzlüğün yerini güçlü yöneticiler, eş-dost grupları veya işyeri çeteleri aldı. İşveren işyerinde mobbingin işlevsel olduğunu düşündüğünde, bu davranışlar daha fazla kar getirdiğinde müdahale etmek yerine ödüllendiriyor. İşlevsel olmadığında da işten çıkarma bahanesi olarak kullanıyor.

-Mobbingin çalışanlar üzerindeki etkisi hakkında bize anlatabileceğiniz başka örnekler var mı?

Ağır çalışma koşullarında otorite saygınlıkla kurulamadığı için korkutmayla, işten çıkarma veya tenzilirütbe tehdidiyle, iş baskısıyla, giderek de hakaret ve küçük düşürmeyle sağlanmaya çalışılıyor. Bu çatışmalı iş ortamı herkesin sağlığını bozuyor. Çünkü insanların benlikleri ve ruhsal hayatları çalışmanın yakıtı olmuş durumda. Çalışanlar değersiz hissettiriliyor, sorunlar karşısında kendilerini suçlamaları sağlanıyor. Çalışanların ruh ve beden sağlığının nasıl bozulacağı, hangi hastalıklara tutulacakları önceden bilinemiyor. Çalışma kaynaklı zincirleme bir sağlık yitimi ortaya çıkıyor. Tek başına kalan, ailelerine bile sorunlarını yeterince anlatamayan çalışanlar sağlıklı savunma mekanizmaları da geliştirmekte zorlanıyor.

-Mavi yakalılara kıyasla mobbingin çoğunlukla beyaz yakalılara yönelik gerçekleşmesini ne şekilde açıklayabiliriz?

Aslında bu doğru olmayabilir. Mavi yakalılar da sistematik bir şekilde hakaretlere, küçük düşürülmeye, yetersizlik hislerine maruz kalıyor. Bunların mobbing olarak tanımlanmamasının farklı sebepleri olabilir, sektörlere göre farklar olabilir. Belki de beyaz yakalıların işsizlerin toptan  güçsüzleşmesinden daha fazla etkilenmesi, daha yüksekten düşmesi mobbingi çalışma yaşamının bir gündemi haline getirmiştir. Bir kere böyle bir kavram ortaya çıktığında ve mücadeleyle yasal düzenlemeler gibi kazanımlar sağlandığında elbette bütün çalışanların işine yarayacaktır.

Beyaz yakalıların çalışma alanında, eğitimli olma kaba kuvveti, hakareti, küfürü stilize ediyor. Bu araçların yaratacağı etki korkutma, tekinsiz hissettirme, alay etme, ufak kusurları düzenli büyütme, pasif agresif davranma, dışlama, fısıltıyla konuşma, bilgi gizleme ve basit iş vererek cezalandırma yoluyla yaratılıyor. Mavi yakalı alanında ise her iki şiddet tipi de var. Bunlar çoğu zaman nedensizce yapılıyor. Çalışanlar sözümona en iyiler kalacak veya yükselecek şekilde şiddetle sınanıyor ve eleniyor ama aslında akılcı bir ölçüt bile yok.

Bugün Türkiye’de mobbingin borçlar kanununda, işverenin çalışan sağlığını koruma yükümlülüğü başlığı altında yer alması mavi yakalı işçileri de bir miktar güçlendirdi. Mobbing kavramı çalışanların kendilerini korumak için bazen uygun görülmeyecek durumlar için de kullandığı bir araca dönüştü. Bu olumsuz bir şey değil bizim açımızdan. Çalışanlar mobbingi tanımlayıp tespit etmek yerine meselenin özüne, mobbingin çalışma yaşamında kurumsallaşmasına vurgu yapmış oluyor. Neyin mobbing sayılıp sayılmayacağı değil çalışanın nerede güçsüzleştirildiği, işyerinin nasıl çatışmalı bir şekilde yönetildiği önemli.

Adına her zaman mobbing denmese de çeşitli sektörlerde kurumsallaşan mobbingin izleri sürülebiliyor. Çalışma kaynaklı intiharlara ve kalp krizi, inme gibi ciddi sağlık kayıplarına ilişkin haberlerde bir artış var. Bu artış artık bu olayların çalışma kaynaklı olabileceği algısının geliştiğini gösteriyor. Tüm çalışanları ilgilendiren ciddi bir sorun var. Bir kamyoncuyu intihara sürükleyen ve intihar mektubunu başka bir yakınına değil de müdürüne hitaben yazmasına sebep olan çalışma koşulları mobbingin mavi-beyaz yaka ayırmadığını işaret ediyor.

-Şimdiye kadar Türkiye’de mobbing kaynaklı psikolojik meslek hastalığı tanısı alındığına dair herhangi bir örnek yok. Diğer yandan mobbingin varlığına ve yoğunluğuna dair gözlemleriniz var. Bu çelişkiyi nasıl açıklıyorsunuz?

Japonya’daki Karoshi kararları ve Fransa’daki France-Telecom vakaları ruhsal sorunların çalışmayla ilişkilendirilebileceğini ve yasal önlemler alınabileceğini gösteriyor. İngiltere’de mutluluk bakanlığı ve yalnızlık bakanlığı kurulması da devletlerin gelmekte olan felaketin farkında olduğunu işaret ediyor. Ama yeterince ölüm ve sağlık kaybı olmadan gündeme almalarını sağlayacak, işverenleri zorlayacak bir gücümüz yok.

Silikozis’in meslek hastalığı olarak sayılması yılları alacak bir mücadele ve silikoza maruz kalarak çalışan bütün işçilerin ölümüne mal oldu. Yani bir soykırım yaşandı ve ardından silikozla çalışma yasaklanabildi. France-Telecom’da işyeri intiharları konusunda önlem alınması da, asbestin yasaklanması da çok sayıda insanın ölümünden sonra mümkün oldu. Karoshi denen aşırı çalışmaya bağlı ölümler hala kültürel veya bireysel konular olarak görülüyor ve tüm insanlığın ayıbı olduğu anlaşılmıyor. Alınan “önlemlerin” de yeterli olması beklenmiyor, yani ölmeye devam ediyoruz, edeceğiz. Türkiye’de bir büyük firma çalışanlarının yüzde sekseninin duygu durumu düzenleyici ilaç kullandığı ve çok büyük oranda “kişilik bozukluğu” teşhisi konduğu haberini aldık. Toplumdaki kişilik bozukluğu oranının bu seviyeye ulaşması mümkün değil, yani bu durum çalışmadan kaynaklanıyor. Silikoziste olduğu gibi bir sektörün çalışanlarının tümden yok oluşu bile hastalık ve çalışma illiyetini kurmamıza yetmiyorsa, bu meselenin bilimsel tespitlerle değil mücadeleyle aşılması gerektiği açıktır.

mobbing - Mobbing: “Hastalıklı” olan çalışma düzenidir

-Son olarak eklemek istedikleriniz neler?

Meslek hastalığı kavramı yanlış bir şekilde çalışma kaynaklı sağlık kaybını, özel bir çalışma tarzının rastlantı sonucu bir çalışanı bulmuş özel bir sorunu gibi göstermekte kullanılıyor. Çalışma kaynaklı sağlık sorunlarının çok çeşitli olduğunu görüyoruz. Çoğunlukla da sağlık kaybı bir yerden başlayıp zincirleme olarak devam ediyor. Bazı sektörlerde ve işyerlerinde hastalığı olmayan kimseye rastlayamazsınız. Hastalık, çalışma koşullarının sağlıksızlığına çalışanın bedeninde ve ruhunda yakaladığı en zayıf noktadan saldırarak cevap veriyor. Burası kimi zaman böbrek olur, kimi zaman bazı ruhsal travmalarımız.  

Meslek hastalığı raporu almak için işyeri doktoruna giden çalışanların “bu sorun çalışmaktan da kaynaklanabilir ama yüzde yüz bundan diyemeyiz” diyerek rapor vermediğine şahit olduk. Oysa havacılık çalışanlarının kulak sorunları yaşaması olasıdır, polisiye bir araştırmayla tespit edilmesini beklemek gerekmez. Benzer şekilde çağrı merkezi çalışanlarının epilepsi veya migren sorunları yaşaması, çalışanlarda bu sorunların tetiklenmesi olasıdır. Çünkü ortamdaki ışık ve ses düzenlemeleri sağlık koşullarına göre değil maliyete göre yapılır. Burada artık “meslekten” kaynaklanan bir hastalık yoktur, hastalıklı olan çalışma düzenidir.

 

*Plaza Eylem Platformu’nun basın açıklamasına buradan ulaşabilirsiniz

1270 gösterim

Yorum Yapın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

MESLEK HASTALIKLARI NEDİR? Meslek hastalığı; işçinin çalıştığı veya yaptığı iş şartları nedeniyle ortaya çıkan geçici veya sürekli hastalık, bedensel veya ruhsal rahatsızlık halidir.