Slider

WWW - "Aliağa'da asbestli geminin sökümüne karşı koymak lazım."

“Aliağa’da asbestli geminin sökümüne karşı koymak lazım.”

“Toplumsal Cinsiyet Eşitliğinin Sağlık Alanındaki İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Uygulamalarında Yaygınlaştırılması” adlı proje kapsamında düzenlediğimiz seminerlerin üçüncüsünde Uzm. Dr. Nilüfer Aykaç’ı ağırladık.


TTB COVID-19 İzlem Kurulu ve İBB Bilimsel Danışma Kurulu Üyesi Nilüfer Aykaç şu konulara dikkat çekti:

  • Salgınla mücadele etmek için çeşitli yöntemler var: Bunlardan biri, sürü bağışıklığı. Bir diğeri de baskılama. Bu çok ciddi karantina önlemleri almak demek. Türkiye ise yöntem olarak her ikisini de birarada yapmaya çalıştı. Çocuk ve 65 yaş üstünü baskıladı. Buna karşın, mavi yakalıların çalışmaya devam ettiği bir süreç yaşandı. Bu yanıyla Türkiye’de sürü bağışıklığını “sınıf bağışıklığı” olarak adlandırmak yanlış olmayacaktır.
  • Salgınla mücadeleye yönelik kararlar epidemik verilere göre alınmıyor. Örneğin, Dünya Sağlık Örgütünü bu konuda çok net. Şunu öneriyor: Yapılan test sayıları artmasına rağmen pozitif vakaları artmıyorsa ve sağlık çalışanı ölümü görmüyorsanız önlemleri azaltın diyor. Ancak biz, COVID-19’un arttığı ve azaldığı hiçbir dönemde bu kriterlere uygun olarak önlemleri düzenlemedik.
  • Türkiye yeni vaka sayısında Avrupa birincisi, toplam vaka sayısında da dünya altıncısıyız. Ölüm sayısında ise dünya on dokuzuncusuyuz. Biz çok farklı ya da çok üstün bir tedavi uygulamıyoruz. Burada vaka sayılarının bu kadar yüksek, ölüm oranlarının bu kadar düşük olmasında paylaşılan verilerin doğruluğunu sorgulamak gerektiğini düşünüyorum.
  • Türkiye’de meslek hastalıkları yok çünkü bildirilmiyor. Sanayi toplumlarında mesleki astım gibi sorunlar yüksek ama biz de pnömokonyozlar hala çok yüksek. Mühendislik önlemleri ve taramalarla bunların tespitinin yapılması lazım. İşyeri hekimleri var ancak orada da bir çıkar çatışması var, işyeri hekimi güvenli koşulların olup olmadığını kontrol ettiği işyerinin patronundan maaş alıyor. Bu sebeple işyeri hekiminin gerçek anlamda özerk ve bağımsız olabileceği bir düzenleme gerekli. Sahada olan hekimlerin de “mesleki annamnez” yani hastalığın tespitine yönelik “İşçi ne yaptı, ne zaman yaptı? İşçinin hastalığı hangi sebeplerle oldu?” sorularını düşünüp tanı koymak önemli.
  • Aliağa’da asbestli geminin sökümü gerçekleştirilecek. Asbest, hem kanser yapan hem de akciğerin katılaşması dediğimiz asbestozis yapan bir madde. Ancak Aliağa bu tip asbestli gemilerin parçalandığı bir yer haline geldi. Bu geminin Aliağa’da parçalanıyor olması, en başta çalışacak işçilerin sağlığı için hem çevredeki halk için hem de partiküllerin suya ve toprağa karışması sebebiyle çevreye de zarar verecek bir tarafı var. Bu gemilerin sahipleri, bu işlemi kendi ülkelerinde yaptırmazken üçüncü dünya ülkelerinde bu tip işleri yaptırıyorlar. Aliağa’da asbestli geminin sökümüne karşı koymak lazım.
  • “Yoksulluğun feminizasyonu” diye bir kavram var. Dünyadaki tüm yoksulların yüzde yetmişi kadın. Aynı işi yapıyoruz ama daha az ücret alıyoruz; yetmiyor evdeki yükümüz daha ağır. OECD’ye göre, kadına yönelik şiddet de birinci sıradayız. Çalışma ortamlarında eşit değiliz. Pandemide kadın olmak ise daha da zor. COVID-19 ilk görüldüğünde “demokratik virüs” gibi yorumlar çıkmıştı, herkesi eşit şekilde hasta ediyor diye, ancak öyle değil. Yoksullar, kırılgan gruplar, yaşlılar, işsizler daha çok hastalanıyor; kadınlar da bu durumdan nasibini almış durumda.

Seminere şuradan ulaşabilirsiniz.

1332 gösterim

Yorum Yapın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

MESLEK HASTALIKLARI NEDİR? Meslek hastalığı; işçinin çalıştığı veya yaptığı iş şartları nedeniyle ortaya çıkan geçici veya sürekli hastalık, bedensel veya ruhsal rahatsızlık halidir.